DOLAR 7,8430
EURO 9,2983
ALTIN 485,16
BIST 10,2735
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mengen 18°C
Parçalı Bulutlu

DOKTOR AKİL ÇETİN’İN ARDINDAN – Aydın ERÇELİK

11.10.2020
705
A+
A-

Uçun kuşlar uçun doğduğum yere;

Şimdi dağlarında mor sümbül vardır.

Ormanlar koynunda bir serin dere,

Dikenler içinde sarı gül vardır.

O çay ağır akar, yorgun mu bilmem?

Mehtabı hasta mı, solgun mu bilmem?

Yaslı gelin gibi mahzun mu bilmem?

Yüce dağ başında siyah tül vardır.

Orda geçti benim güzel günlerim;

O demleri anıp bugün inlerim.

Destan-ı ömrümü okur dinlerim,

İçimde oralı bir bülbül vardır.

Uçun kuşlar, uçun burada vefa yok;

Öyle akarsular, öyle hava yok;

Feryadıma karşı aks-i seda yok;

Bu yangın yerinde soğuk kül vardır.

Hey Rıza, kederin başından aşkın,

Bitip tükenmiyor elem-i aşkın,

Sende -derya gibi- daima taşkın,

Daima çalkanır bir gönül vardır.

14 Ocak 1932 senesinde Bölükören Köyünün Enebeyler Mahallesinde Kadıoğlu ailesinin büyük ev dediğimiz odasında dünyaya gelmişim.

Çocukluk günlerimden unutamadığım bir anım henüz 6 yaşımda idim. Atatürk ölmüş diye bir haber geldi köye.

Bu haber geldikten sonra köyde büyük bir sessizlik hâkim oldu ve bu habere kadını, erkeği ile köyde herkes çok üzüldü.

Birde akşam vaktinde Ayşanamla birlikte Mollaoğlu gillerin koca gölün altındaki tarlasından geçip sayfan beklemeğe giderken çakan şimşeğin ortalığı ne kadar çok aydınlattığını hatırlıyorum.

Güney Dağının yamacındaki tarla evimizi hala görür gibiyim. Ayşanamın  vulhey, vulhey, gareşşek, malı,  malı, yedi, yedi gomadı diye ünlediğni ve oradan bu sesi duyduğumuzu hatırlıyorum.

1939’da İstanbul’a gitmek üzere Kocagöle yaklaşırken atımızın kişneme sesini hala kulaklarımda dün gibi hatırlıyorum.

İstanbul’da 20 sene kaldık.

Kırk yaşında anam, kırk ikisinde babam vefat ettiler.

Ayşe halam, oğulları Hakkı ve Dr. Halit ağabeylerin desteği ile Darüşşafaka lisesine girip ilk ve orta öğrenimi ve Tıp Fakültesini aynı okulun sayesinde bitirip askerliğimi de Büyükçekmece Mimarsinan Köyünde bitirip 1959 28 Kasımında İstanbul’dan ayrıldım. Bu arada Cemile halam ve Ömer ağabeyin desteklerini de unutmuyorum.

İki sene Bitlis’in Adilcevaz kazasında mecburi hizmetimi bitirip Mengen sağlık merkezine atandım.

Hastanenin ihata duvarını ben yaptırdım.

Orman bölge şefi ile anlaşıp kendi ellerimle çam köknar ağaçlarını da diktim.

17 sene sonra Mengene gelip hastaneye uğradığımda Şerife hemşirenin doktor bey eserinizle hiç ilgilenmediniz lafı ile kendime gelip bahçedeki diktiğim ağaçların orman olduğunu fark ettim.

İçimi değişik bir sevgi ve memnunluk içeren tatlı bir duyguya kapladı.

Mengen’de çalışırken etraftaki ormanların değişik yeşil renkler cümbüşünü yaşadım.

Eğnebeyler yani köyümüzün çeşmesi için Bolu valisine rica ederek kaynaktan köyümüze yetecek uzunlukta su borusunu tahsis ettirdim.

Çeşmenin ve Dere damının yapılmasına Mollaoğlu gillerin Mehmet Ali önayak oldu.

Köy halkı el birliği ile ve imece usulü ile mahallemize su getirdik.

4 Ağustos 1964 de Mengen’den ayrılıp Hacettepe Tıp Fakültesinde dâhiliye ihtisasım yaptım. Konya Şeker Fabrikası, Beyşehir ve Karaman Devlet Hastanelerinde uzman olarak çalışıp Silifke Devlet Hastanesine tayinimi yaptırıp 10 ay çalıştıktan sonra kendi isteğimle emekli oldum.

Emekli olduktan 6 ay sonra Hollanda’da birinci coroner baypas ameliyatı oldum.

1996 14 Martında ikinci baypas ameliyatımı küçük oğlu Gürkan’ın ihtisas yaptığı İstanbul Üniversitesi Kardiyoloji Enstitünde yaptırdım.

O gün İznik’te idim sabahleyin kalp ağrım başladı büyük oğlum Gürler’e telefon ettim. Geldi beni İstanbul’a götürdü. Ameliyat için gerekli kanlar temin etti. Ameliyattan dört gün sonra Gürkan Tijen adındaki asistanını pederi bir yokla diye başıma gönderdiğini öğrendim.

Doktor hanımın pansumanımla ilgilendiğini hatırlıyorum.

Kız kardeşim Nuran da refakatimdi.

6 saat sonra gözümü açtığımda yoğun bakım odasında olduğumu fark ettim.

Meğer kalbim durmuş kalp masajı ve elektroşokla benim kalbimi tekrar çalıştırmayı başarmış onların sayesinde yaşayıp gidiyoruz.

Aydın Bey ve Hüseyin VARLIK aracılığı ile bütün hısım, akraba, dost ve hemşerilerime selam ederim.

Doktor Akil ÇETİN,  Mayıs 2012

Geçmişten Günümüze Mengen ve Aşçılık / Aydın ERÇELİK / Fotoğraflar Hüseyin VARLIK

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.