Dedesinin isteğiyle başladı 32 yılı geride bıraktı! Mengenli Şef Cihan Çetinkaya’dan dikkat çekici analiz!
Mengenli Şef Cihan Çetinkaya, 11 yaşında dedesinin isteğiyle başladığı 32 yıllık aşçılık kariyerini ve sektör deneyimlerini paylaştı. Çetinkaya, Mengen’in gastronomideki yeri ve mutfaktaki “yenilik” kavramı üzerine önemli değerlendirmelerde bulundu.
Bolu Mengenli Şef Cihan Çetinkaya, ilkokul çağında dedesinin yönlendirmesiyle adım attığı mutfakta geçen 32 yıllık serüvenini anlattı. Sektördeki yaygın “Mengen” algısına açıklık getiren Çetinkaya, gastronomi dünyasındaki zorlama yenilikler yerine klasik lezzetlerin korunması gerektiğine dikkat çekti.”Aşçılığı ben seçmedim” diyen Çetinkaya, rahmetli büyükbabasının kendisini ilkokul sonrası Mengen’deki aşçılık okuluna kaydettirmesiyle bu yolculuğa çıktığını belirtti.
KARİYERİNİ İKİ DÖNEME AYIRIYOR
Toplamda 32 yıllık bir tecrübeye sahip olan Çetinkaya, mesleki geçmişini keskin bir çizgiyle ikiye ayırıyor. Deneyimli şef, kariyer yolculuğunu; “İlk 16 yıl otelcilik, ikinci 16 yıl restorancılık olmak üzere tam ortadan ikiye ayırabiliyorum” sözleriyle özetledi.
Kariyerinin ikinci yarısında kendi danışmanlık şirketini kuran ve ilk sözleşmesini Mikla ile gerçekleştiren Çetinkaya, şu anda sektördeki tecrübesini çeşitli markalara danışmanlık vererek aktarmaya devam ediyor.
MENGEN LOKANTA DEĞİL, AŞÇI YETİŞTİREN BİR OKUL ŞEHRİ
Türkiye’de aşçılığın başkenti olarak kabul edilen memleketi Mengen hakkında da değerlendirmelerde bulunan Çetinkaya, bölgeyle ilgili yaygın bir yanlış anlaşılmaya parmak bastı. İnsanların Mengen’e gittiklerinde çok sayıda restoran ve eşsiz yemekler bulmayı beklediklerini belirten şef, gerçeğin daha farklı olduğunu vurguladı:
“Mengen’e gittiğinizde müthiş lokantalarda yemek deneyimleri yaşamayı beklemeyin. Çünkü Mengen bir lokantacılık şehri değil, aşçıyı yetiştiren bir yerdir. Orada yetişen aşçıların neredeyse tamamı Türkiye’nin veya dünyanın farklı yerlerinde çalışmaktadır. Mengen, aşçılığın duyulmasına ve belli bir yere oturmasına katkı sağlayan bir okuldur.”
“ŞEKLİNİ DEĞİŞTİRMEK YENİLİK DEĞİLDİR”
Mengenli şeflerin genellikle klasik ve sulu yemek geleneğini temsil ettiğini hatırlatan Çetinkaya, kendi vizyonunun tüm Anadolu coğrafyasını kapsadığını ifade etti. Ancak gastronomi dünyasındaki “yenilik” anlayışına eleştirel bir pencereden bakan Çetinkaya, sadece yemeğin sunumunu veya formunu değiştirmenin “yeni bir şey yaratmak” olmadığını savundu.
Gerçek yeniliğin altının dolu olması gerektiğini belirten Çetinkaya, “Yeni düşünebilmek ve bugünün versiyonunu yaratabilmek için gerçekten altını doldurmak gerekir” dedi.
KLASİKLERE SAYGI: KUZU İNCİK ÖRNEĞİ
Yenilik arayışında klasik lezzetlerin bozulmaması gerektiğine inanan Çetinkaya, bu görüşünü “Kuzu İncik” örneğiyle detaylandırdı.
Yıllardır menülerinde yer verdikleri bu yemeği geleneksel yöntemlerle, salçalı ve yoğun sosunda ağır ağır pişirdiklerini belirten şef; “Bu tarif üzerinde yaptığımız her farklı deneme sonucu bozdu. Çünkü kuzu incik zaten ‘mükemmelize’ olmuş bir tarif” ifadelerini kullandı. Çetinkaya, bazı yemekleri yeniden yaratmaya çalışmak yerine, onların klasik hallerine saygı duyarak en iyi şekilde sunmanın en doğrusu olduğunu sözlerine ekledi.
Kaynak: Bolu Olay